Kağkar’ın YAŞAMAK demesi…

Ekim 25, 2008

yasaah gardaşım :)

Filed under: Uncategorized — diamandi @ 8:25 am
Tags: , , , , , ,

off diyim ben öyle başlayayım…. gerisi malum… efendiler muasır medeniyetler seviyesine çayrek kalmış bi memleketin mensupları olarak özgür olmak gereksiz bi duygudur efenim demek böyle bişey olsa gerek… bırakın türkiyeyi bütün dünya üzerinde en çok kullanıcı olan bi blogger kişisel site yappımcısı bi sitenin engellenmesi yine namımıza yakıştı….

okuma öğrenme ve hatta seçme hakkımızı bizim için saolsunlar kullandılar bi kaç site yüzünden türkiye bölgesini kapattılar :) allah muhafaza yoksa nasıl seçerdik kötüyü iyiyi…. biz ne anlarız gençlerimizin ahlaki ve düşünsel kirliliğini nelerin bozacağını.. sizde yaa bişeyi seçemiyosunuz ona buna laf atıyonus.. iyi niyetle işte bizim için kapattılar toptan.. ne gerek varki ben hislerim dahil bütün fikirlerimi yazayım da millet okusun.. banane efenim girmeyin nete bakın tvlerimizde ne güzel eğlence evlenme yarışma ve edebi niteliklleri mahvolmuş dizilerimiz var onları izleyinde kültürünüz gelişsin.. szide ya gelmişsiniz blog okuyorsunuz.. hatta okuyorsunuz.. ayıp size ayıp… size mi emanet edildi bu millet…

sinir katsayım doruklara ulaşmadan kestim…. saygılar

Ekim 19, 2008

soru işaretine yazılmış bir cevap……

Filed under: 5n 1k,kağkar,mutlu son,saklanmak,sessizlik — diamandi @ 8:14 pm


saklanmak ne demek?
insan neden saklanmak ister?
aynada kendini göremediğinde; ilk kez hemde, nasıl davranmalı bu yürek?
hayat neden, kendisine yüklendiğini görünce bütün yaşananların sesini çıkarmaz?
kış erken değil mi hala yüzlerimde?
yüzümüzün kışı uzun sürecekti belli ama neden bu bakakalışım sessizliğe?
….

uzar gider soruları kendine… sessizdir çünkü içi; kendinden bile. zaman ile derin kavgaları vardı daha evvelde ama, bu sefer farklı… kan çıkacaktı.. ya gözde, ya yürekte…

bir sessizlik bırakılır her gitmelerde. çığlık çığlık çağırıyor oysaki bir vapur, bir tren beyin hücrelerimde… halbuki ne ray var gözlerimde, ne de deniz şu yürekte…

şarkılar sadece ses bana. hayat bi nefes alış. boşluk, bütün bir hacim gibi bu odada. gözlerim bakar oldu artık ekranada bomboş. “ne birini çağırır bu satırlarım, ne de susmalı gitmeye.” dedi içindeki.
“yürü; koşar adım yürü. az kaldı bensizliğe….” diye devam etti.

neden nasıl niçin diye bitti film.. ne mutlu bir son ne de oyuncuları vardı oynayan… içim ezildi. ağlamıyorum inan.

Ekim 12, 2008

sanal sayıksamalar….


Hani nasıl geçerdi değilmi güzellikler. Az inanmamıştık “seni seveceğim” diyenlere. Seviyorum diyenlere. Hayat çok yalan söyler oldu sanala dostluklar sığmaya başlayınca değilmi kağkar!
Ya bilmiyorum ama benim bi farkım mı var yokmu? Niye ya da nedeni çok önemsememden çok kaybetmiş olsamda hala bunun peşindeyim. Birilerine öylesine bişeyler demek ne kadar kolaylaştı değilmi artık bilgisayar ekrarnından. MSN denilen sanal hayat portalımız artık anlatmıyor ve tatmin etmiyorda benim gibi gereksizi.
Yazı ne kadar güçlü değilmi hakkında hislenip yazmaya başladığım kişiden hemen cevap geldi sana başlayınca kağkar. Kağkar ne desem biz senle uzun süre anlaşamıyoruz. Biliyorum çok kızıyorsun bana, ilgi fakiri bıraktım seni, kendi hayatıma daldım seni unuttum ondan böyle içime birikmişlik…. ne olacak dersin be kağkarım! İyileşecek mi bu yürek. Yine bakacak mı güzel güzel yeşil yeşil bu kahverengi gözün ardından görebilecek mi en maviyi? ….
Ah ile vaha bağlayınca olmuyor demiştin biliyorum. Bi akşam üzeri seni alınca elime sallanan bi otobüs koltuğunda. Sen ki severken bile ağladın bana bende nedir bu vefasızlık sana? Saçlarımı uzatınca hep sevinirsin biliyorum daha çok karışacak saçlarım diye. Daha çok kafamın karışıklığı saklanacak içine biliyorum. Yansamda su gibi gelecek bana çığlıkların. Kağkar sana söz vermekten kendimi alamasamda biliyorum tutmayacağım. Sensizliğe varolan bir yokluk benimki…. gözlerinin en içinde benim bitişim, en derin suların altındaki mavilik seninki….
Soğuk neden seninle bilmiyorum ama sıcak gecelerimin uzun müzikli boşluğunda seninim. Kal gitme desende biliyorum gitmemi istediğini. Aman ha desende biliyorum inşallah dediğini… gel yanımdaki sandaliyeye, bak kapkara gözlerinle bedenimdeki boşluğa senin varlığına bedenimde. Bedenmideki o sıcaklığın aslında yanımdakine hasretim biliyorum. Bu odanın bütün boşluğunda kayboluşum bunu da hatırlıyorum. Sen yoksun ben varsam senin,farkındayım. Kalabalık bi yalnızlık bu gece yine odamda. Neden uzak oturdun yanıma gel dedimse? Gel…. gitmelerimin en güzeli gel….. bütün aydınlığımın karanlık beyazlığında sana bakarken parıltından kör olmak gibi bişey yanımda hissetmek seni.
Bütün geceler aşık mı? Karanlık ve sen niye bu kadar sonsuzsunuz? Müzik niye size en yakın bu karanlık odada? Palavra mı diyorsun yine bilge gözlerinle ezerken kalbimi, gözlerime bakarken? Kağkar ben bir yazı dili olsam 30. Harfim olur musun?
Cevabını alamadığım hayatlar gibisin bana…. Burada bir doğru bütün yanlışları götürür kağkar… Kırmızının bütün cazibesiyle ateşin yanında yine. Sen ve beyaz birleşince kırmızı…
Bütün senlerim kağkar, bütün senlerim orada…. E biliyorsun… Fikrime gece yine gözlerin…

HKNSNTR 00:39 / 21.07.2008

Ekim 11, 2008

zaman akıp giderken

Filed under: Uncategorized — diamandi @ 12:25 pm
Tags: , , ,

bol bol düşünüp hiç yaşamıyorsan hayatta; fiilsel boyutunu bırakıp düşünsel boyutta çok zaman geçiriyorsun demektir bu aslında. zaman kavramıyla işinin olmaması; saatlerin geçmediği manasına gelmediği bir gerçekken, yaşamında hareket olmamasının durağanlığı, haklı çıkarmaz bir sokak kenarında seni.

yolun kısalığı ya da uzunluğu, aslına bakarsak bizim yürümeye ne kadar erken başlamış olduğumuzla alakalı olsa gerek ” at binenin kılıç kuşananınsa” hala.

yapma!!!
bir kağıttan gemide yapma, ısırıktan saatte.
zamanın en karanlık köşelierinde, erken yürünmeye başlanmış bir yol olarak kalsın çamurdan araban, cam kenarında…

kara kara, bir beyaz kağıda ne kadar bakılır bilmiyorum. zamanın hareketini bıraktık ne de olsa geride. hareket yoksa zamanda.

milyonlarca düşüncenin, binlerce kelimenin aklında geçmesiyle bitmiyor bir yazı. en

büyük hareket bu hayatımda;
kelimeleri tutup yerleştirmek HAYATA…

Ekim 9, 2008

zaman akıp giderken


bol bol düşünüp hiç yaşamıyorsan hayatta; fiilsel boyutunu bırakıp düşünsel boyutta çok zaman geçiriyorsun demektir bu aslında. zaman kavramıyla işinin olmaması; saatlerin geçmediği manasına gelmediği bir gerçekken, yaşamında hareket olmamasının durağanlığı, haklı çıkarmaz bir sokak kenarında seni.

yolun kısalığı ya da uzunluğu, aslına bakarsak bizim yürümeye ne kadar erken başlamış olduğumuzla alakalı olsa gerek ” at binenin kılıç kuşananınsa” hala.

yapma!!!
bir kağıttan gemide yapma, ısırıktan saatte.
zamanın en karanlık köşelierinde, erken yürünmeye başlanmış bir yol olarak kalsın çamurdan araban, cam kenarında…

kara kara, bir beyaz kağıda ne kadar bakılır bilmiyorum. zamanın hareketini bıraktık ne de olsa geride. hareket yoksa zamanda.

milyonlarca düşüncenin, binlerce kelimenin aklında geçmesiyle bitmiyor bir yazı. en

büyük hareket bu hayatımda;
kelimeleri tutup yerleştirmek HAYATA….

Ekim 8, 2008

kırmızım

Filed under: bir damla kan,kağkar,kırmızı,sevginin rengi — diamandi @ 2:56 pm


insanın yaşayası gelir seni;
saati seni gösterirken başlar
kalptv ana haber bülteni.
genel yayın yönetmeni;
bir damla kan…
kan gibi kırmızı;
kırmızı ki ; rengidir sevginin.
kırmızımsın benim…
daha nem olasın?….

Ekim 6, 2008

fazla söze ne hacet.. içimiz yanıyor….

Filed under: lanet,terör,şehitlerimiz — diamandi @ 7:40 am

Ekim 1, 2008

öylesine….

Filed under: Uncategorized — diamandi @ 11:50 pm


üzerine yaz giyinmiş kadar yeşildi gözümde; bir bayram gününde, cam kenarında hayat….

mimim geldiiii :)

Filed under: Uncategorized — diamandi @ 9:52 pm

eveettt kısa bi hastalıgın ardından bi bilgisayarımı açayım bakayım ne var ne yok derkene birde ne göreyim slnn beni mimlemiş efenim…
konumuz “bayramdan beklentiler” miş üstelik… bu bayramsızlıkta….

bayramlar benim için camilerde başlar… bayram namazının ardından eve giden yol üzerinde fırından alınan sıcak ekmek ile devam eder ve o ekmekle eve gelinir alt katta dedem ve babaannemlerin yanında bütün aile eşrafımızla birlikte toplu bir kahvaltı yapılır ve günler başlar… bu oalsı kısmı tabi ama beklentilere girersek bu kahvaltıda merhum dedeminde tekrar eşliğini beklerim…

hep sönüklüğünden gem vurulan bi bayram olmamasını dilerim en son… nedeni bilinmez ama hayat insanları o kadar içine almış ki herhangi bir sosyal olguya artık reaksiyon veremez olmuşuz size de öyle geliyor mu? bu bayram da olsa farklı başka bişey de olsa insanlarda bi isteksizlik olayı ekli sanki… bunun olmaması neye bağlı bilmiyorum…beklentim sadece bunu bulup yoketmek olabilirdi bak mesela.

çocukların patlayıcı maddeleri almaması için marketlerin bunları satmamasını bekleyebilirm mesela bu da idealist bi yaklaşım bugünlerde… zira bizim markete söylediğim zaman bu gibi bi cümle ki acı bi olayı vuku oldu mahallemizde torpil yüzünden gözünü kaybeden akranım var; buna rağmen ve uyarmama rağmen hala bunların satılıyo olması beni üzen şeylerden olmuştur bayramda özellikle…

önceden babamlar felan anlatırlardı bizim sokagımızda onların akranları yaşıt grubu toplu halde geldikleri zaman buralardaki en büyük aile olan ayşehanımteyzelere giderlermiş. çok merak ettiğim birşeydir bu his. zira toplu halde gidilen en büyük ziyaretim 5 kişi kadar olmuştur. bulgaristandan göçen ailemin en büyük şanslarından biri buraya yabi bu muhite gelirken hep birlikte olması ve sokağımızın tamamının neredeyse bulgaristandan da komşu olmaları. bunun için çok daha güzel ve birlik içinde geçermiş bırak bayramalrı eski zamanlar. 80 li yıllrda yaşadıklarını ben şimdi yaşamak için çok şey feda edebilrim biliyorum.

başında da dedim öyle bir hal varki üzerlerimizde sanki hiçbirşey yapası yok kimsenin çok garipsenesi bi durum.. aynı insanalr hala mevcut bu sokakda ne oldu da kimse böyle bi çoşku içerisinde değildir anlamam.. ha çok kötü değil bayramlkar buralarda bilirim.. çok sönüklerini duyuyorum zira yine de şükretmek lazım…

ne beklediğim çok net aslında. herkesin özlemini…herkesin bildiğini…ne beklemediğimi yazdım biraz ama olsun.. ne beklemediğimi biliyorum…

avea kullanıcı oldugum sürece bayram smslerinin iletilmesini beklemiyorum.
her evde baklava olmasını, bayram şekerlerinin üçten sonra otomatik olarak vücuda girmemesini, bide yaşım kaç olursa olsun bayram harçlığı almayı ve kimseyle gün içinde 38 kere öpüşmek istemiyorum efenim.

neyse adı bayram kendi hüsran olmayan günlerin hayatımızda olmaması dilegiyle hasta bir halde bu kadar….en büyük beklentim bayramlarda hasta olmamak. oda bu bayram oldu :) ne me lazım herkese neden üşüttüğünüzü ve onların farklı farklı ilaç ve doktorlara taş çıkaracak tavsiyelerini dinlemektense o denize atlayasım geldi demek için :) )))

mimime burada son verirken sanırım bi kaç kişiyi mimleyecem…kızmayın tamam ;)
kelebekmisali
eflatun ve nedensiz i mimlemiş bulunuyorum.. güzel yazılarla da karşımızda bekliyorum.. hadi klavyenize zeval vermesin allah :)

SAĞLIcakla ;)

Eylül 29, 2008

ve işte o da gider….

Filed under: Uncategorized — diamandi @ 2:03 am


adına çok söylemlerde bulunduğumuz, geldi diye sevindiğimiz, gider ayak üzüldüğümüz, ne çok sevdiğimiz, artık çok geç olduğumuz bir eylül ayının daha sonuna gelmiş bulunmaktayız… yapımda ve yaşamada emeği geçen herkese yine büyük şükürlerle uğurluyoruz….

adına çok şeyler söyledik.. kah güldük, kah ağladık, kah (son günlerinde de olsa) hasta olduk evde yatakaldık ateşler içerisinde terim terim terledik öksürdük ve daha neler neler… :)

eylül gitti amma ve lakin giderkende sevinçleri bıraktı alem i insana… hiçbir derdi tasası olmayan halkımızın günlerdir kendine dert edindiği; adının, ramazan mı, şeker mi, fakirlik mi, fıtır bayramı mı olduğu konusunda mutabakata varamadığı ama tartışarak bir sonuca bağlamayı vatan borcu bildiği BAYRAM sevinciyle gider oldu eylül…

hasılı güle güle eylül… yaklaşık 11 ay sonra tekrar bekleriz… bizi unutma… bak sen gelince çok şeyler yazacak bu abiler ablalar sana :) )))


herkesin RAMAZAN BAYRAMI nı mübarekliyorum efenim… hayırlı bayramlar…

not: itinayla ıhlamur içilir. mümkünse nezle giderilir :)

Sonraki Sayfa »

Theme: Rubric. WordPress.com'dan blog alın.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.